Okumalar

2025’te Hayatımı Değiştiren Bazı Şeylere Dair

Mübalağadan sorumlu genel yayın yönetmenimiz, geride bıraktığımız yılın taptaze listesiyle karşınızda. Alelade öğle yemeklerinin beklenmedik değişimlere yol açtığı, güzellik ürünlerinin duygusal anlara eşlik ettiği ve en küçük şeylerin bile büyük mutluluklar yaşattığı bir yılın özeti.

5 Ocak 2026

-Natasha Denona Hy-Glam Foundation: Natasha Denona iki yıl üst üste listeye girmeye hak kazandı. Çünkü bu ten ürünü de gerçekten çok iyi. Hy-Glam Foundation’ı makyaj sanatçısı Fezi Altun’un önerisiyle düğünüm için aldım. Kullanınca vazgeçemeyeceğim bir ürüne dönüştü. Hafif yapılı ama gayet yoğun kapatıcılığa sahip bu likit fondöten blur etkisi yaratmakla kalmıyor, aynı zamanda ciltle bütünleşerek varla yok arası bir bitiş sunuyor. Ne fazla aydınlık ne de fazla mat. Tamamen doğal duruyor. Yani kusursuz. Üstelik fondötene hep mesafeli olmuşumdur. Ama fikrimi değiştirdiğime göre fondötenlerin yeterince geliştiğini söylemek mümkün. Bu arada, geçen yılın listesinden Natasha Denona Color Correcting Concealer’ı halen her gün kullanmaya devam ediyorum.

@natashadenonabeauty

-Sophie Carbonari kişiye özel cilt bakımı: Aklımdan çıkmayan bir cilt bakımı deneyimi. Bu deneyimi kelimelere dökmekte zorlanıyorum çünkü hakikaten anlaşılabilmesi için yaşanması gerekiyor. Sophie’nin rahatlığı, karşısındakini iyi hissettirme becerisi, bizzat formüle ettiği ürünler, bunların muazzam dokuları, yüzün üzerinde fevkalade biçimde hareket eden elleri… Ve elbette sonuçlar. Bu deneyimin de Sophie’nin de eşi benzeri yok. Bir sonraki cilt bakımı seansımı dört gözle bekliyorum.

@sophie_carbonari

-Maison Caillau üç dişli tarak toka: Anneannemin saçlarını hiç uğraşmadan üç dişli tarak tokalarla toplama şekline hep hayran olmuşumdur. Benim topuzlarımın onunkiyle yarışması mümkün değil ama, Fransız saç aksesuarı markası Maison Caillau’dan aldığım üç dişli tarak tokayla bir yerden başlamış oldum. Artık neredeyse her çantamda bir tane var bu tokadan. Hatta Swarovski taşlarıyla bezeli siyah bir versiyonunu da gece kullanmak için aldım. Herkes mandal toka takarken (ki buna karşı değilim), tarak toka kullanmak bana daha şık geliyor. 2026 İlkbahar / Yaz kampanyalarına bakılırsa The Row, anneannem ve ben aynı yerde buluştuk.

@maison.caillau

Not: İki dişli tarak tokaların yerine üç dişli olanları öneriyorum. Saçı çok daha iyi tutuyor. Bir sonraki madde de bu anlattıklarımın devamı niteliğinde.

-İçimdeki büyükanneyi kabullenmek: Büyükanne tarzına düşkünlüğüm sadece toka seçimlerime yansımıyor. Neredeyse yıl boyunca sadece Mina ve Ornella Vanoni dinledim. Normalde bu bilgi sadece Spotify hesabımda kalırdı ama artık içimdeki nonna’yı kabullendim. Harika değil mi?

-TikTok’ta daha aktif olmak: Karakterimin ve beynimin rastgele çalışma biçiminin daha çok TikTok’a uygun olduğunu düşünsem de bu platformda var olmak için hiç vakit ayıramamıştım. Bu sene Wonderflaw’nın hesabında oldukça aktiftim. İşe yönelik kullandığım için tam anlamıyla kendim olamıyorum ama bu videoların şimdiye kadar yaptığım en kişisel ve samimi editöryel işlerden olduğunun farkındayım. Aldığımız geri dönüşler eskisinden çok daha sahici. TikTok’a içerik üretmek bana gerçekten iyi geliyor.

@itswonderflaw

-Instagram’da eskisi kadar aktif olmamak: 2025’te hem kişisel hem de profesyonel hayatım oldukça yoğundu. Instagram’da eskiden olduğu gibi aktif olmaya ne zamanım, ne de isteğim vardı. Başta bu bana “yanlış” gelmişti. Çünkü yaptığım iş de aktif olmayı gerektiriyor. Ne kadar az paylaşım yaparsan, o kadar az görünür oluyorsun. Oysa içinde bulunduğum sektör görünürlükten besleniyor. Her neyse. Bir yıl boyunca niceliktense niteliği, dijital vitrinden ziyade gerçek hayatı seçtikten sonra FOMO’mu dizginlemeyi öğrendim. Artık nerede olduğum, ne paylaştığım ve kimlerle iletişim kurduğumla ilgili daha rahatım. Yine de 2026’da dengeyi bulmayı umuyorum.

-Ponza’da bir öğle yemeği: 2025’in en güzel günlerinin bir kısmı Ponza’da geçti. Yılın en iyi öğle yemeğini de orada yedim. Küçük kiralık teknemizle Enzo’nun restoranına gittik (buraya başka türlü ulaşmanın imkânı yok), demir atmakta zorlandığımız için Enzo gelip bizzat bize yardım etti. Böylece turkuaz rengi denizin kıyısındaki salaş mekâna adım attık. Taptaze deniz ürünleri, iki kez sipariş edilen vongole, tuz kokan hava, her şeye sinen o hafiflik, kayalıklardan denize atlayan insanlar… Zihnimde tekrar tekrar canlandırdığım bir anıya dönüştü hepsi. Umarım gelecek yaz da aynısını yaşarım.

-Ponza’da bir öğle yemeği daha: Palmarola’ya doğru hareket ettiğimiz sabah, denizde geçirecekleri gün için büyük bir ciddiyetle şarküteri alışverişi yapan Ponzalılara ben de katıldım. Haliyle biraz fazla mortadella ve kaptanımız Umberto’yla atılacağımız maceralar için de tam kararında yerel şarap aldım. Mola verdiğimizde bir parça focaccia ekmeği eşliğinde bunları yemek, berrak sularda yüzmek veya siesta yapmak dışında hiçbir şey yapmamak rüya gibiydi. O günün sadeliği, dudaklarımdaki deniz tuzuna karışan mortadella’nın tadı bu listede yer almayı fazlasıyla hak ediyor.

-Bir tatlı büfesi: Düğünümüzü planlamaya başladığımızda tatlı büfesi istediğime emindim. Büyük etkinliklerde açık büfeden pek hoşlanmam ama özenle hazırlanmış, tatlılarla donatılmış bir masa ortamın havasını değiştirebilir. Five O’Clock Pastry’nin yarattığı masa, düğün organizasyonunu yapan Aytül Ayke Weddings’in yönlendirmesi ve The Marmara’nın dokunuşuyla hayallerimin bile ötesine geçti. Her şey masalsı görünüyordu ve tatlıların hepsi enfesti. Keşke her canım istediğinde o masaya ışınlanabilsem.

@aytulaykeweddings & @fiveoclockpastry

-Düğünümde ve güzellik tercihlerimde özüme sadık kalmak: Düğün planlaması esnasında insanın, gerçekten olduğu kişiyle bağını kaybetmesi an meselesi. Özellikle gelinlik alışverişinde farkına bile varmadan sektörün sunduklarının etkisi altında kalınabiliyor. Bir satış danışmanı beni kabarık gelinlik almaya ikna etmeye çalışırken, dudak kalemimin rengi (M.A.C. Sweet Talk) gibi en küçük detaylar dahil her şeyin benlik olmasını istediğime emin oldum. Hayatımın en iyi kararı olduğunu söyleyebilirim. Bu gecenin beni mükemmelen yansıtmasını sağlayan Aytül Ayke Weddings’e, makyaj artistim Fezi Altun’a, saç stilistim Nuri Şekerci’ye ve emeği geçen herkese teşekkürler.

@fezialtun & @nurisekerci

-Violette Bisou Balm: Pek sık olmasa da uzun süre severek kullanacağım bir ürünle tesadüfen karşılaşmak çok hoşuma gidiyor. Bu kadifemsi, yarı mat ruj 2025’te favorim oldu. En az üç dört tane bitirdim. Güzellik dünyasının yaratıcı kadınlarını seviyorum. Bana göre bir makyaj perisi olan Violette Serrat da onlardan biri. Benim rengim Bêtise.

@violette_fr

-Kahvaltı yapmaya karar vermek: Yıllarca kahvaltıyı atlayıp sadece kahve içerken canım kahvaltı etmek de istemiyordu aslında. Fakat yaptığım egzersizlerden sonuç alamadığımın farkına vardım. Sürekli aç kalarak, açlığımı kafeinle bastırarak vücudumu fazlasıyla strese soktuğumu anlayınca ufak bir sabah ritüeli oluşturmaya karar verdim. Çoğunlukla chia tohumu, Saf Sports protein tozu ve şekersiz badem sütüyle bir içecek hazırladım. Önemsiz gelebilir ama benim açımdan ciddi bir değişim oldu. Kas gelişimim, enerjim ve ruh halim değişti. Kendime böyle şefkatle yaklaşmak bir dönüm noktası oldu.

-Aldığım ürünleri gerçekten kullanmak: Özellikle mumlar ve lüks güzellik ürünleri gibi hoş şeyler konusunda tuhaf bir kıtlık bilincim var. Eski evimden taşınırken, kullanmaya kıyamadığım için biriktirdiğim bir sürü güzel şey olduğunu fark edince şaşkına döndüm. Ne saçma bir hareket. Üstelik bana göre anlık zevklerin tadını çıkarmak çok mühim. Artık keyif aldığım şeyleri ertelemek yok. Vücudumu Buly 1803 gül yağına bulayarak bu eski alışkanlığımı bırakmaya başladım.

@officine_universelle_buly

-Daha iyi allık sürmek: Bir videoda allığı ne kadar yanlış uyguladığımı görene dek, doğru noktalara allık sürme konusunu hiç düşünmemiştim. Allığımı nasıl ve nereye uyguladığıma dikkat edince inanılmaz fark etti. Artık ürünü önce elimin arkasında karıştırdıktan sonra elmacık kemiğinin üst orta kısmından şakaklara doğru hafifçe dokunduruyorum.

-İyi makyaj fırçaları almak: Fark yaratan bir başka karar. Gerçekten birkaç iyi fırçaya yatırım yapmaya kesinlikle değer. Kullandığınız her ürünün performansını artırıyorlar. 2025’te Lisa Eldridge ve Hourglass’ten fırça aldığım için kendimi tebrik ediyorum. Aferin bana.

@lisaeldridgemakeup & @hourglasscosmetics

-Roscioli’deki mortadella tabağı: Evet, listede bir mortadella daha. Ama ne yapayım? Üzerine Parmigiano Reggiano rendelenmiş mortadella ile dolu kocaman bir tabak her daim keyfimi yerine getirebilir.

-Augustinus Bader SPF: Gerçekten muhteşem bir şey. Güçlü koruma, nemlendirme, cilt bakımının faydaları ve güneş sonrası bakım bir arada. Her gün güneş koruyucu kullanmak gibi basit bir alışkanlığı, lüks bir ritüele dönüştürmeyi seviyorum. Bu yıl piyasaya sürülen en iyi ürünlerden olduğuna şüphe yok.

@augustinusbader

-Hourglass Veil Mat Bitişli Sabitleyici Pudra: Bu pudrayı almak makyaj rutinimi dönüştürdü. Yumuşak, hafif ve etkili. Onsuz makyajım tamamlanmış gibi gelmiyor. Düğün gecesi makyajımı kusursuz biçimde rötuşladığı için de benden tam not aldı.

@hourglasscosmetics

-ChatGPT’yi ek spor eğitmenim olarak kullanmak: Yapay zekânın bazı kullanım alanlarına tahammül edemesem de (sosyal medyada yapay zekâyla yazılmış bir caption daha görecek halim kalmadı), egzersiz konusunda beni şaşırtarak gayet iyi bir asistana dönüştü. Fotoğraflarımı yükleyip, ekipmanımı, sakatlıklarımı ve hedeflerimi paylaştıktan sonra aylarca onun yönlendirmesiyle spor yaptım. Pratik ve faydalı oldu. Bu arada spor hocama da danıştım elbette. Yapay zekânın ara sıra yaptığı saçma hatalara da çok takılmamaya çalıştım.