
Fotoğraf: Pinterest
Güzellik Profesyonelleri
Bu Nobel Ödüllü Cilt Bakımı Markası İçeriklerle İlgili Fikrinizi Değiştirebilir
Céline Talabaza’nın cilt bakımına bakışı, 2018’de Nobel ödüllü Sir Fraser Stoddart’la yaptığı bir görüşmeyle beraber bütünüyle değişti. O günden beri Noble Panacea’yı inşa eden Talabaza ile OSMV teknolojisi, devraldığı miras ve banyo rafınızdaki ürünlerin çoğunun aslında düşündüğünüz kadar faydalı olup olmadığı hakkında konuştuk.
Yazı Seda Yılmaz
- PAYLAŞ
- LİNKİ KOPYALA
Sir Fraser Stoddart, bir cilt bakımı markasının kurucu ortağı olmadan önce elli yıl boyunca bilimsel araştırmalar yürüttü. Bu, kimine göre güzellik dünyasında en şaşırtıcı hamlelerinden biri, kimine göre ise en mantıklı adım sayılabilir. Noble Panacea’nın CEO’su Céline Talabaza kesinlikle ikinci grupta yer alıyor.
2018’den bu yana markayı inşa eden Talabaza, her formülasyonun alametifarikası OSMV teknolojisini öyle bir anlatıyor ki, insanın eve gidip sahip olduğu tüm ürünlerin arkasını okuyası geliyor. Noble Panacea artık Türkiye’de. Biz de Talabaza ile İstanbul’da bir araya gelerek bilimi, zanaatkârlığı ve bir bilim insanının hayatını adadığı çalışmalar üzerine kurulu bir markaya liderlik etmenin ne anlama geldiğini konuştuk.
İki yıl önce hayatını kaybeden Sir Fraser Stoddart’la nasıl tanıştınız? Markayı inşa sürecinde nasıl bir görev üstlendiniz?
Sir Fraser Stoddart’la 2018’de tanıştım. Kendisiyle birlikte Noble Panacea’yı hayata geçirmek üzere davet edilmiştim. Başlangıçta markanın Strateji Direktörü olarak Stoddart’ın geliştirdiği teknolojiyi nasıl kullanacağımızı anlamaya çalıştım. Bu da üretim sürecini her detayıyla kavramak, söz konusu teknolojinin sektörde gerçekten benzersiz olup olmadığını görmek demekti. Bu süreçte keşfettiğim her şey Noble Panacea’yı bugün olduğu yerde konumlandırmaya yönlendirdi beni. Üretimi 12 hafta süren, bütünüyle benzersiz ve patentli bilimsel araştırmalara dayanan Noble Panacea ürünlerini gerçek birer zanaat objesi olarak tanımlayabilirim.
Nobel ödüllü Sir Fraser bir bilim insanı; siz ise global güzellik markalarında kariyer yaptınız. Onunla birlikte çalışmak cilt bakımına ve sektöre bakışınızı nasıl etkiledi?
Sir Fraser, kullandığım serumun ya da nemlendiricinin gerçekten işe yaradığını düşünüyorsam, yanılıyor olabileceğimi söylediğinde şaşakaldığımı hatırlıyorum. Sonuçta yıllardır bu sektörde çalışıyordum. Cildimizin en güçlü koruma bariyerimiz olduğunu, bu nedenle aktif içeriklerin çoğunun aslında cilde nüfuz edemediğini açıkladı bana. Diyelim ki bunlardan biri nüfuz etti; bu kez de ciltte aktif kalma süresi çok kısa olabilir. Sabah yedide sürdüğünüz bir ürün, bir saat sonra etkisini kaybetmiş ya da ihtiyaç duyduğu yere ulaşamadan çoktan parçalanmış olabilir.
Sir Fraser’la Northwestern Üniversitesi’nde bunları konuşurken sektörün tamamının konuya doğru açıdan yaklaşmadığını düşündüm. Taşıyıcı sistem, yani aktif içeriği cilde ulaştıracak bir yapı olmadan o içeriğin gerçekten etkili olamayacağından bahsetti bana.
Sektöre adım atıp insanlara inandıkları her şeyin yanlış olduğunu söyleyemezsiniz tabii ki. Ama onları bilgilendirebilirsiniz. Aktif içeriklerin belirli bir boyutu, belirli bir etki süresi ve belirli bir aktif kalma kapasitesi olduğunu anlamalarına yardımcı olabilirsiniz. Şayet molekül çok büyükse, cildin ulaşması gereken katmanına erişemediğini anlatırsınız. Organic Super Molecular Vessel (OSMV) teknolojisi tam olarak bu problemi çözüyor zaten.
Bir başka konu da apayrı iki dünyayı bir araya getirmekti. Bir yanda genç ve yaratıcı dijital yerli bir ekip; diğer yandaysa yıllar süren çalışmalara ve her koşulda bilime bağlı kalmaya adanmış araştırmacılardan oluşan bir ekip. Başlarda ekibimde çalışanlar, internette popüler olan bir içeriği görüp laboratuvara gönderir ve formülasyonlara dahil edilip edilemeyeceğini sorardı. Hep aynı cevabı alırlardı: İçeriğe dair bilimsel yayın yoksa ve etkinliği kanıtlanmamışsa formülasyonu riske atamayız. İşte bu standartlarla çalışmak, veriye dayanarak karar almak ve performans konusunda tavizsiz olmak zamanla Noble Panacea ekibinin kimliğinin bir parçası haline geldi.

Bir röportajınızda Sir Fraser’ın, öldükten sonra çığır açan keşfinin tam anlamıyla kıymetinin bilinmeyeceğinden korktuğunu, Noble Panacea’yı kurma kararı almasında bunun da etkili olduğunu söylemiştiniz. Böylesine büyük bir mirasın sorumluluğunu devralmak bugün markayı yönetme biçiminizi nasıl şekillendiriyor?
Sır Fraser’ı düşünmediğim tek bir gün bile yok. Aldığım her kararın merkezinde, hayatını adadığı bilimsel mirası koruma sorumluluğu var. Bu, her şeyi belirliyor. Gerçekten anlamlı bir fark yaratıyor muyum? Arkasında durduğumuz değerlere sadık kalıyor muyum? Lüks ve gösterişle dolu bir dünyada yeterince ölçülü olabiliyor muyum?
Üstlendiğim sorumluluğun büyük bir ilham kaynağı olduğunu düşünüyorum. Bunu üstlenmek bile bir ayrıcalık zaten. Bir insan Nobel ödülü gibi prestijli bir ödülün sahibi olduysa, onun mirasının zedelenmesine katiyen izin veremezsiniz. Benim görevim, ekibimin bu çerçevede gelişmeyi sürdürmesi için net bir çalışma yapısı ve yol gösterici prensipler oluşturmak.
Bir mirası sadece muhafaza etmek yetmez, üzerine yeni şeyler de inşa etmek gerekir. Sir Fraser’ın bize emanet ettiklerini korumakla, onlarca yıllık bilimsel araştırmayı müşterilerimizin beklediği modernlikle buluşturarak markayı büyütmek arasındaki dengeyi gözetmek önemli. Bizim müşterilerimiz seyahat etmeyi seven, iyi eğitimli, meraklı kimseler. Dolayısıyla markanın değerlerini ve standardını hep korumalıyız. Ayrıca markanın gerektirdiği tutkuyu taşıyan insanlarla çalışmamız lazım. Ben de bu hususta çok şanslıyım. Dünyanın farklı yerlerinde çalışan küçük bir ekibim var ama hepsi gerçekten fevkalade.
Lüks cilt bakımı sektörü hiç olmadığı kadar kalabalık. Noble Panacea’yı gerçekten farklı kılan nedir?
Organic Supramolecular Vessel (OSMV) teknolojisine sahip olan tek marka biziz. Noble Panacea bu teknolojiyi kullanan ilk cilt bakımı markası olmakla kalmıyor, aynı zamanda bu tür bir supramoleküler sistemi dünya çapında herhangi bir sektörde başarılı şekilde hayata geçiren ilk örnek. Bu son derece önemli.
Nasıl mı yapıyor bunu? Noble Panacea serumunuzu sürdükten dört saat sonra, cilde nüfuz etme oranının OSMV içermeyen bir ürüne kıyasla yüzde 632’den fazla olduğunu görüyorsunuz. On saatten sonra ise etkisi on kata kadar çıkabililiyor. Bu sonuçlar önce laboratuvar ortamında yapılan çalışmalardan, ardından bağımsız testlerden elde ediyor. Asıl önemli olan da bu ikinci veri, çünkü çalışmanın yürütülmesi üzerinde hiçbir etkiniz olmuyor. Tamamen bağımsız bir laboratuvar, OSMV’nin aktif içeriği cildin daha derinlerine taşıyıp taşımadığını ve geleneksel yöntemlerden daha uzun süre etki edip etmediğini doğrulamış oluyor.
Noble Panacea sağlıklı cildi nasıl tanımlıyor? Bu tanım, güzellik endüstrisinin geneline hâkim olan anlayışın karşısında mı duruyor?
Bana göre sağlıklı cilt, işlevini doğru bir biçimde yerine getiren cilttir. Elastikiyete ve canlılığa sahiptir. Gerektiğinde kendini onarır; hücre yenilenme süreci olması gerektiği gibi çalışır. Cilt bariyeri sağlamdır; nemi korur. Hepimizin doğuştan sahip olduğu ama zamanla kaybettiği temel şeyler bunlar.
Temel güçlü olduğu takdirde görünür yaşlanma belirtileri daha geç ortaya çıkar. Yaşlanacağız tabii ki. Deri, vücudun en büyük organı. Yaşadığımız ve hissettiğimiz her şeyin dışavurumu yüzümüzde görünür oluyor. Ama temeliniz güçlüyse, yaş alma sürecine başlarken avantajlı olursunuz.
Sektöre hâkim olan anlayışın karşısında durduğumuzu söyleyemem. Sonuçta müşterilerimiz bir fark görmek istiyor. Başkalarının da, mesela bir arkadaşının “Aman Tanrım, cildine ne yaptın? Harika görünüyorsun,” diyerek bunu fark etmesini arzu ediyor. Daha az derin kırışıklık, sıkı bir cilt, toparlanmış bir yüz, azalan koyu lekeler… Bizim önem verdiğimiz ölçütler bunlar. Müşterilerimizin yaşı hakkında daha sahici ve ayakları yere basan bir yerden konuşuyoruz. Gerçekten ne yapabileceğimiz ve yapamayacağımız konusunda netiz. Ciltte ciddi bir değişim sağlayabiliriz ama mucizeler veya gerçek dışı vaatler satmıyoruz. Hiçbir ürün bunu yapamaz.
Kimya hakkında hiçbir fikri olmayan birine OSMV teknolojisinin cilde etkisini ve bu teknolojinin günümüzde çoğu markanın sunduklarından daha önemli olmasının sebebini nasıl anlatırsınız?
Diyelim ki İstanbul’dan Paris’e gitmeniz gerekiyor. Uçağa binmeden oraya zamanında ulaşamazsınız. Aktif içerik sizsiniz. OSMV teknolojisi ise uçak. O olmazsa aktif içerik İstanbul’da kalır; ulaşması gereken yere varamaz asla.
Peki bu neden önemli? Çünkü cildinizin günün farklı saatlerinde farklı ihtiyaçları oluyor. Ayrıca cilt farklı içeriklere gereksinim duyuyor. Gece 10’da bir ürün sürdüğünüzde cildiniz önce detoksifikasyon evresine, sonra da yenilenme evresine giriyor. Sabaha karşı 4 civarı hyalüronik asite ve seramidlere ihtiyaç duyuyor. Gece uykunuzdan uyanıp bunları uygulamanız söz konusu olamaz zaten. OSMV teknolojisi tam olarak bu işe yarıyor. Ürünlerin formülasyonları, her içeriği gece boyu doğru zamanda devreye sokacak şekilde programlanmıştır. Sabah uyandığınızda cildinizin tam ihtiyacı olan şeyleri, tam zamanda almış olduğunu görürsünüz.
Bu teknoloji her cilt tipinde işe yarıyor mu?
Evet, çünkü bu belirli koşullarda tetiklenen bir teknoloji. pH seviyesi, UV ışınlarına maruz kalma, su oranı ya da sadece zamanın geçmesi gibi farklı sinyallerle salınım aktive oluyor. Dolayısıyla tüm cilt tipleriyle uyumlu çalışıyor.
İlerde OSMV teknolojisinin kişiye özel bir şey tarafından tetiklenmesi; ardından aktif içeriğin tam ihtiyaç duyduğunuz yere, doğru zamanda ulaşabilmesi mümkün olacak. Şu anda bunun üzerinde çalışıyoruz. Bunun bir tür hiper kişiselleştirme olduğunu söyleyebilirim. Çünkü teknoloji, cildinizin tam olarak neye ihtiyaç duyduğunu algılayabilecek.
Noble Panacea’yı yeni keşfeden biri sizce hangi ürünle başlamalı?
Kullandığınız nemlendiriciye ve seruma sadık kalmaktan yanaysanız ve rutininizi bozmak istemiyorsanız Chronobiology Sleep Mask’i öneririm. Çünkü bu ürünü mevcut rutininize eklemek son derece basit.
Haftada iki kez kullanıyorsunuz. Yatmadan önce temiz cilde uygulanıyor. Gece boyunca cildinizde kalan bu maskenin içerikleri doğru sırayla salınıyor. Ertesi sabah cildinizin dolgun, parlak ve sıkı olduğunu görüyorsunuz. Tek kullanımda bile farkı görmeniz mümkün.
Cildi sağlıklı kılmak için her gün emek vermek ve bunu bir adanmışlıkla yapmak gerektirdiğine inanıyorum aslında. Ama bu maske size şu farkındalığı veriyor: “Cildimi doğru içerikle, doğru zamanda beslersem böyle sonuç alırım.”
OSMV teknolojisinin geleceğinde cilt bakımından sonra sırada ne var?
Farklı tetikleyicileri keşfetmeye ve bunların beraberinde getireceği daha ileri düzey kişiselleştirme olanaklarını anlamaya odaklanıyoruz. Hedefimiz, kişinin biyolojik ihtiyaçlarına yanıt veren ve cildinin kendi sinyallerine göre ihtiyaç duyduğu içerikleri sunabilen versiyona doğru ilerlemek.

Uzun yıllar geleneksel güzellik dünyasında çalıştıktan sonra bu markanın bir parçası oldunuz. OSMV teknolojisiyle bu kadar yakın çalışmak, kendi cildinize ve kullandığınız ürünlere bakışınızı değiştirdi mi?
Noble Panacea’yı piyasaya sürdüğümüzden beri banyomda hiç kavanozda ürün bulunmuyor. Parmaklarınızı her daldırdığınızda formülasyonun nasıl bozulduğunu zamanla daha iyi anladım. Eğer bir ürün bu şekilde bozulmuyorsa, büyük ihtimalle içindeki koruyucu oranı çok yüksektir. Bu da cilt için iyi değil.
Halen sırf merakımdan farklı markaları deniyorum. Noble Panacea geliştirilirken, bir ürünün üretiminden kullanımına, kullanım ömrü sona erdiğinde nereye gittiğine ve nasıl bir atık yarattığına kadar tüm yaşam döngüsü düşünüldü. Bu yaklaşım artık benim de düşünme biçimimin ayrılmaz bir parçası.
Noble Panacea hızla büyüyor. Yeni pazarlar, yeni atamalar ve ciddi bir ivme söz konusu. Sir Fraser’ı kaybettikten sonra liderlik kimliğinizde ve karar alma süreçlerinizde ne tür değişiklikler oldu?
Noble Panacea büyüyor. Türkiye gibi yeni pazarlara giriyoruz. Küçük bir ekibim var ama hepsi gerçekten güvenebildiğim insanlar. Dolayısıyla iş bölümü doğal bir şekilde ilerliyor. Uzunca bir süredir birlikte çalışıyor olmak büyük fark yaratıyor.
Esasen karar alma şeklim değişmedi. Her şeyin merkezinde Sir Fraser’ın mirası var. Daima bize bıraktığı mirası sahip çıkıyorum. Beni gerçekten motive eden ise bilimsel yaklaşımı, ambalajı ve aktif içeriklerin çalışmasına dair sunduğu yeni yaklaşımıyla oldukça farklı bir marka olmasına rağmen, yeni pazarların Noble Panacea’yı çok sıcak karşılaması oldu.