
Fotoğraf: Duygu Özen
Rutinler
Duygu Özen Bedeniyle Nasıl Bağ Kurmayı Başardığını Anlatıyor
Hem giyim stilinde hem de güzelliğe yaklaşımında kendi gibi olmayı önemsiyor Duygu Özen. Kendini, cildini ve bedenini tanıma serüveniyle birlikte güzellik ve iyi yaşam rutinlerini ünlü it-girl’den dinliyoruz.
Yazı Seda Yılmaz
- PAYLAŞ
- LİNKİ KOPYALA
“Daha gençken kendimle çok uğraşır, kusurlara çok takılır, bu uğurda da bedenime zulmederdim. Özellikle vücudumla bağ kurmak ve güçlenmek için spor yapmaya başladığımdan beri kendimle ilişkim bütünüyle değişti,” diyor Duygu Özen. Sözünü ettiği değişim rutinlerine yaklaşımını da bütünüyle dönüştürmüş. Deneysellikten uzaklaşarak ihtiyaçlarıyla beraber ürün içerikleri konusunda bilinçlendiğinden beri gerçek anlamda farkındalıklı yaşıyor. Duygu’ya rutinleri hakkında merak ettiklerimizi sorduk.
Günlük bakım rutininde en çok nelere önem veriyorsun?
Bakım rutinimde ağırlıklı olarak temiz içerikli ve toksik olmayan ürünler var. İçerik konusunda bilinçlendikçe seçtiğim ürünler de zaman içinde değişti; doğal içerikli olanlar ağırlık kazandı. Bunun dışında cilt bakımında az, çoktur felsefesine inanıyorum. Hassas, karma ve akneye meyilli bir cilde sahip olduğum için az ürünle, hem cildime hem bana iyi gelen bir rutin oturttum.
Güne nasıl başlıyorsun? Kahvaltı etmeyi sever misin?
Pek kahvaltı alışkanlığım yok. Sabah erken spora gideceksem bir muz yiyorum. Spordan sonra bol proteinli bir kahvaltı etmeye çalışıyorum. Spora geç gideceksem ilk öğünümü yemem öğleden sonrayı buluyor.
Sabah uyandığımda ilk yaptığım şey su içmek. Ardından mutlaka kahve içiyorum. Aç karnına kahve içmenin olumsuz etkilerinin farkında olduğum için son zamanlarda kahveden sonra L-Teanine takviyesi almaya başladım. Böylelikle kahvenin yol açtığı anksiyete, çarpıntı gibi yan etkileri azaltmayı bir nebze olsun başardım. Ayrıca sabahları yataktan kalkmadan bir-iki dakika vücudumu içeriden hissederek farkındalığımı uyandırıp güne başlıyorum. Gün içinde anda kalmak için de ara ara bu kısa rutini yapıyorum.
Kendine has avangart bir stilin var. Giyinirken saç ve makyaj tarzını da belirliyor musun? Yoksa spontan olmaktan mı yanasın?
Saç ve makyajın, giysilerin tamamlayıcısı değil, bir parçası olduğunu düşünüyorum. Bir görünümü oluşturduktan sonra özellikle saça bakarım. Aynı kıyafete spiky topuz daha keskin, kulak arkasına alınmış salık düz saçlar daha uçarı bir hava katabilir. Özellikle sade giyindiğimde saçlarımla oynamayı çok severim.
Makyaj da aynı şekilde görünümün estetiğini çok etkiliyor. Eskiden biraz renkli ve sıradışı makyajlarla oynamayı severdim. Şimdilerde günlük makyajım daha minimal. Dolayısıyla kombinlerimi yaparken saç tarzım daha belirleyici oluyor.
Favori cilt bakımı ve makyaj ürünlerin neler?
Cilt bakımında uzun süredir kullandığım, demirbaş haline gelmiş birkaç ürün var. İlki Lalive vücut yağı. Tanıştığım günden beri her gün duştan sonra Lalive’in lenf drenaj aletiyle vücuduma masaj yapıyorum. Özellikle vücut yağı göbek deliği bölgesinden direkt emildiği için bu bölgeye masaj yaparken kullanılan yağın içeriği çok önemli. Hem içeriğine güvendiğim, hem de gerçekten gördüğüm en kolay emilen, yapış yapış olmayan vücut yağı olduğu için bu üründen vazgeçemiyorum.
Yüz bakımında başka markaları denesem de, senelerdir hep evde bulundurduğum La Roche Posay Toleriane Dermallergo Fluide nemlendirici kurtarıcım. Hassas, akneye meyilli ve karma ciltler için nemlendirici bulmak gerçekten zor. Zira birçoğu bir sorunu çözerken diğerini tetikleyebiliyor. Cildim başka ürünlere tepki gösterdiğinde bu nemlendiriciye dönmek kısa sürede cildimi rahatlıyor.
Tam bir gül suyu tutkunuyum. Gül cildime çok iyi geliyor. Son birkaç aydır Pelcare Rose Super-Antioxidant Face Serum’u kullanıyorum. Cildimi o kadar güzel yatıştırıyor ki! Bir de Lalive’in yeni çıkan Besleyici Yüz Bakım Yağı’nı deniyorum bir süredir. Gua sha yaptığım günler Pelcare Green Goddess Soothing Oil ve Lalive favorilerim. Akneyi tetiklemeyen yüz yağları benim için çok değerli. Lalive’in yağının içeriğindeki C vitamini, daha önceki C vitamini deneyimlerimin aksine cildimde akne oluşturmadı. Kullandığımda üzerine nemlendirici uygulamama bile gerek kalmıyor. Cilde parıl parıl bir ışıltı veriyor. Bir de son zamanlarda Aparpe’nin temiz içerikli Luminis Micellar Water ürününe bayılıyorum. Tonik gibi bir yapısı var. Sabah ilk iş yüzümü bu ürünle silince cildimin temizlendiğini ve gözeneklerin sıkılaştığını farkettim.
Makyajda senelerdir yaz-kış kullandığım Chanel CC Cream vazgeçilmezim. İçeriğinde SPF olması da bonus. Ten görünümünde, çok doğal bir bitişi var. Günlük makyaj rutinimde pembe alt tonlu allıklar da olmazsa olmazım. Özellikle yazın güneşten yanmış görünümü veren kırmızı allıklara bayılıyorum. Favorilerim YSL Couture Blush 2 numara ve 3CE Blush Cushion #GIRLISHRED. Bir de YSL Loveshine rujlardan 208 numarayı yanaklarımda kullanıyorum.
Günlük hayatta sana iyi hissettiren kokular neler?
Yeni biçilmiş çim, yağmur, olgun bir şeftali, kahve, güneş kremi, bol vanilyalı taze pişmiş kurabiye, bergamotlu çay kokusu, yolda yürürken birden buruna çarpan hafif bir çiçek kokusu, kar yağdıktan hemen sonra o keskin soğuğun kendine has kokusu.
Şu sıralar hangi parfümü kullanıyorsun?
Yazın gündüz için en sevdiğim parfüm Loewe Aire Sutileza. Çok ferah, narenciye notalarıyla açılıp çiçeksi notalara evrilen hafif bir koku. Akşam için Kilian Roses on Ice’ı seviyorum. Kokladığım anda “Bu tam benlik,” demiştim. İlk başta içinde bol salatalık olan bir cin tonik gibi kokuyor. Loewe’ye göre daha sıcak ama dengeli bir kokuya dönüşüyor. Kendimle en çok özleştirdiğim parfümlerden biri kesinlikle. Bir de yeni keşfettiğim Atelier Rebul’un Saç ve Vücut Mist’lerini parfüm sıkmak istemediğim günlerde kullanmaya başladım. Özellikle plajda cilde kimyasal değdirip güneşlenmek sakıncalı olduğu için sadece saçlarıma uygulayıp gerektiğinde tazeliyorum. Favorim Pink Guava.
Salık saç mı, yoksa sıkı bir topuz mu?
İkisi de. O günkü giyim tarzıma ve ruh halime göre kreatif, karakterli veya sıkı bir topuzla da, salık, düz ya da geriye taranmış ıslak görünümlü saçlarla da iyi hissedebilirim.
Yorgun hissettiğinde dinlenmek için uyguladığın bir özbakım ritüelin var mı?
Hiçbir şey yapmamak. Son zamanlarda geliştirdiğim en önemli özbakım farkındalıklarından biri bu aslında. Sürekli üretken olmaya çalıştığımız, dikkatimizi dağıtan uyaranlarla dolu bu çağda vücudumuzu dinlemeyi unutabiliyoruz. Dinlenmeyi de aktif bir eylem haline getirmek zorunda hissediyoruz. Oysa vücudumuz ve zihnimiz durmak gerektiğinde bunu hissettiriyor bize. Çözüm basit: Hiçbir şey yapmamak. Anda kalmak, vücüdumuzu ve zihnimizi dinlendirmek için bir rutine ihtiyacımız yok.
Denemek istediğin bir saç ve makyaj görünümü var mı?
Mükemmel görünümleri protesto niteliğinde olan dağınık makyajlara bayılıyorum. Parmaklarla bozulmuş ruj, elle sürülüp dağıtılmış far, taş tonları, soğuk pembeler… Ayrıca farklı şekillerde yapılan spiky topuzlar konusunda kendimi geliştirmek istiyorum. Sıcak yaz günlerinde sürekli saçımı toplama isteğimi aleladelikten biraz uzaklaştırmak iyi olur.
Yazın plaj çantandan eksik etmediğin ürünler hangileri?
Tabii ki öncelikle güneş kremi. Bu sene yüzüm için La Roche Posay’nin Anthelios serisini deniyorum ve çok memnunum. Vücut için Lalive Mineral Filtre Güneş Kremi’ni seviyorum. Normalde güneşlenmeyi ve yanmayı sevmiyorum ama bu yaz vücudumun bir iki ton atmasına izin verme kararı aldım. Bunun için de Lalive Bronzlaştırıcı Yağ’ı kullandım. Bir de suya girip çıktıktan sonra Lancaster Sun Beauty Nude Skin Sensation güneş koruyucuyu da mutlaka çantama atıyorum. Sprey formundaki bu ürün çok pratik. Saçlarımın doğal hali dağınık ve dalgalı olduğundan Tangle Teezer tarağım da muhakkak yanımda olur. Islandıktan sonra saçlarımı taramazsam çok karışabiliyor. Plaj çantamın en yeni üyesiyse Lalive Natural Face Mist. Özellikle havuz kenarında veya plajda, bu ürünü buz kovasında tutup güneşlenme aralarında uygulayarak hoş bir ferahlık elde edebilirsiniz.
Düzenli olarak profesyonel cilt bakımı yaptırıyor musun?
Hayır. Çok sık cilt bakımı yaptırmanın bana iyi gelmediğini farkettim. Cildimin ihtiyacına göre arada bir gitmek ideal. Daha çok ozon terapi gibi yatıştırıcı bakımları tercih ediyorum. Ama açıkçası en son ne zaman cilt bakımı yaptırdığımı hatırlamıyorum.
Güzellik alışverişi yapmayı en sevdiğin adresler hangileri?
Eskiye kıyasla dürtüsel alışverişi azalttım. Artık daha çok ürün odaklı alışveriş yaptığım için önce ürünü araştırıp sonra satıldığı yere yöneliyorum. Dolayısıyla sürekli alışveriş yaptığım tek bir yer yok. Ancak seçkisini çok beğendiğim COMMUNITÉ’nin kozmetik ve wellness alanına bayıldım. Hem ürünleri keşfetmek hem de deneyimlemek için burayı sık sık ziyaret edeceğimi düşünüyorum. Beymen Beauty Studio’da, önceden Türkiye’ye gelmesini beklediğim Isamaya, Westman Atelier ve Grown Alchemist gibi markaları denemeyi ve parfüm alışverişi yapmayı seviyorum. Ayrıca Asya’ya seyahat eden arkadaşlarımdan ufak tefek bir şeyler istiyorum mutlaka.
Güzellik senin için ne ifade ediyor? Yıllar içinde güzelliğe bakışın değişti mi?
Epey değişti hem de. Daha gençken kendimle çok uğraşır, kusurlara çok takılır, bu uğurda da bedenime zulmederdim. Özellikle vücudumla bağ kurmak ve güçlenmek için spor yapmaya başladığımdan beri kendimle ilişkim bütünüyle değişti. Eskiden belli bir görüntüye ulaşmak için kendime acı çektirerek yaptığım sporu, artık kafamda ideal bir görüntü olmaksızın hatta ilk üç-dört ay müzik bile dinlemeden zihin ile kas arasındaki bağı kurmaya odaklanarak; her lifi, kası, vücudun çalışmasını hissederek yapmaya başladım. Böylelikle egzersiz bir tür meditasyona dönüştükçe bedenimi daha iyi dinleyebildiğim, anlayabildiğim, takdir ettiğim ve dolayısıyla onunla bağ kurabildiğim bir versiyonuma evrildim. Bu versiyonum güzelliği sağlık, farkındalık ve özsevginin bir yansıması olarak nitelendiriyor. Ayrıca her durumun, her insanın içindeki güzelliği takdir edebiliyor. Bunun için minnettarım.
TikTok’tan etkilenerek denediğin güzellik akımları veya ürünler oldu mu?
Hayır, olmadı. TikTok’da pek aktif değilim. Birkaç kez karşıma çıkan, araştırdığım ürünler oldu ama hiçbirini alıp denemedim. Aklımda olan tek bir ürün var: Asarai Australian Red Clay Mask. Bulursam mutlaka denemek istiyorum.
Yaratıcılığını nasıl besliyorsun? Sosyal medyada takip etmeyi sevdiğin platformlar ve kişiler hangileri?
Eskiden yaratıcılığımı beslemek için bilinçli olarak efor sarf ederdim. Fakat gerçek yaratıcılığın zihin aktifken değil de, durgunlaştığında ortaya çıktığını farkettiğimden beri artık ekstra bir çaba harcamıyorum. Tüketmeyi sevdiğim içerikleri sadece sevdiğim için tüketiyorum. En aktif olduğum platform Instagram. Ardından Pinterest geliyor. Sosyal medyada beni en çok yükselen tasarımcılar, bağımsız dergiler, sanat, tasarım ve mimari alanlarında içerik üretenler ve vizyonunu beğendiğim kişiler heyecanlandırıyor. Lara Violetta, Veneda Carter, topblrrfc (Dina), orientalismania (Valentine Newsha Valero), Dry Clean Only Magazine ve interiors.stuff (Asena Ak) bunlardan bazıları. Bir de bu ara doğayla ilgili içerikler ilgimi çekiyor.
Stil ve güzellik seçimleriyle kimler sana ilham veriyor?
Lara Violetta, Renata Kats, Tuba Avalon, Savannah Hudson, Veneda Carter, Michèle Lamy ve Kristen McMenamy.
Bugüne kadar hiç güzellik hatası yaptın mı?
Yirmili yaşlarımın başında sırf meraktan çok fazla cilt bakımı ürünü denemeye başlamıştım. Aslında cildimle ilgili hiçbir sorunum yoktu. Bir temizleyici ve nemlendiricinin yeterli olacağı yaşlarda cildime gereksiz yere anti-aging serumlar, göz kremleri, yurtdışından bulup aldığım kimyasal peeling’ler uyguluyordum. Sanırım hobi gibi görmeye başlamıştım bu işi. Mesela Paula’s Choice’un internet sitesinden yüksek puan alan ürünleri bulup denemek için sabırsızlanırdım. Tüm bunların sonucunda cilt bariyerime ciddi anlamda hasar verdim. Yirmilerimin ortasında perioral dermatit ve akne problemi yaşamaya başladım. Bu süreçte cilt tipim de değişti bence. Sonraları kozmetik konusunda bilinçlenmem gerekti. Artık sert kimyasallara daha temkinli yaklaşıyorum ve az, çoktur felsefesinden şaşmıyorum.

Favori kusurun nedir?
Göz altlarım. Kişiyi rahatsız etmediği sürece göz altlarındaki renk farklılıklarının ve çöküklüğün kapatılmasına gerek olmadığını düşünüyorum. Yüzde iki boyutlu görüntüden hoşlanmadığım için göz altlarımda yoğun kapatıcı kullanmayı sevmiyorum hiç. YSL Touche Eclat veya Lancôme Serum Concealer gibi ince, hafif aydınlık veren kapatıcıları az miktarda uyguluyorum. Bazen hiç kapatıcı uygulamadan kullandığım cilt ürününü tam göz dibine kadar olmayacak şekilde, hafif göz altıma çekerek renk geçişini yumuşatıyorum. Göz altının doğal kalması çok daha üç boyutlu, gerçek ve cool duruyor bence.