Rutinler

Leyla Kalelioğlu Kolektif Hareketin Enerjisine İnanıyor

Yıllardır büyük bir tutkuyla spor yapan Leyla Kalelioğlu, bu tutkusunu farklı hareket disiplinlerinden ilham alarak kurduğu stüdyosu Zoomers’la mesleğe dönüştürdü. Kasları güçlendirmek için önerdiği egzersizleri, düzenli spor alışkanlığı kazanma tüyolarını ve çok daha fazlasını Wonderflaw ile paylaştı.

7 Eylül 2026

Leyla Kalelioğlu, ünlü fitness eğitmeni Tracy Anderson’ın metodunun sıkı takipçisi. Hatta kurucusu olduğu stüdyosu Zoomers’ın oluşumunda da bu metottan öğrendiklerinin payı olduğunu açıkyüreklilikle dile getiriyor. Öğrencileriyle beraber hareket ederek yaptığı derslerin verdiği büyük motivasyonla eğitmenliğe dört elle sarılan Kalelioğlu’yla egzersizlere ve rutinlerine dair her şeyi konuştuk.

Uzun yıllar moda alanında çalıştıktan sonra Zoomers’ı kurmaya nasıl karar verdin?

Moda sektöründe çalışmak bana hayatımın en öğretici tecrübelerini, en güzel arkadaşlıklarını, en keyifli seyahatlerini kazandırdı. Bu sayede gerçekten tutkuyla sevdiğin bir şeyi işe dönüştürmenin muhteşem bir his olduğunu gördüm. Sporu da aynı bağlılıkla yapıyorum. Zaten biraz da bunu gören, bilen ve beni tanıyanların ısrarlarıyla doğdu Zoomers. Coşkulu bir Boğa burcuyum. Kolektif hareketin enerjisine inanıyorum. Zoomers’ı kurarken aklımda hep insanlarla beraber hareket etmek ve hareket etmenin bana verdiği keyfi onlarla paylaşmak vardı. O nedenle seanslarda öğrencilerin arasında dolaşarak değil, onlarla beraber dayanışma halinde hareket ederek ders yapıyorum. Ayrıca bazı insanlar görsel, bazılarıysa işitsel olarak öğreniyor. Dolayısıyla sürekli hareket halinde ve konuşarak ders yapıyorum. Etrafta dolaşıp komut vermek Zoomers’ın DNA’sına pek uygun değil.

Zoomers’da ne tür dersler var?

Zoomers vücudunu güçlendirirken aynı zamanda mobilitesini arttırmak, hareket kalitesini geliştirmek, denge ve kontrol kazanmak isteyen herkese uygun. Derslerin en önemli özelliği birbirine bağlı, koordineli geçişlerin ön planda olması. Zoomers’ı benzer grup derslerinden az da olsa farklı kılan da bu.

Bu girişim uzun yıllardır edindiğim deneyimleri, farklı hareket disiplinlerinden ilham alarak kendi yaklaşımımla yorumlamamla ortaya çıktı. Her seviyeden insanın yapabileceği, dört-beş, hatta zaman zaman altı basamaklı hareketlerin birbirine geçişlerle bağlandığı, vücudu olduğu kadar beyni de aktif tutan bir ders bu. Biraz adaptasyon, biraz ritim duygusu, biraz da öğrenme isteği olan herkes için son derece keyifli. Her hafta yenileniyor. Dolayısıyla monoton da değil. Katılanlar “Bu hafta bizi neler bekliyor?” heyecanıyla geliyor hep. Birinci haftada zorlananlar, ikinci haftada katettikleri yolu görüyor. Bu da onları motive ediyor. Biraz daha yol aldıktan sonra ikinci seviyeyi açmayı düşünüyorum. Şimdilik tek seviye ve herkese kucak açacak şekilde tasarlıyorum dersleri.

Düzenli egzersiz alışkanlığı kazanmak ve bunu sürdürmek pek kolay değil. Bu konuda zorlananlar için tüyoların var mı?

İlk tavsiyem yakın çevrelerinde sporu seven, aktif olan insanlarla daha çok vakit geçirmeleri. Tembel hissettiğinizde “Hadi kalk, beraber spora gidelim,” diyen bir arkadaşınızın olması çok kıymetli bence. Arkadaşınla beraber yürümek, koşmak, bir grup dersine gidip aynı anda ter dökmek oldukça motive edici. Birbirinin enerjisinden besleniyorsun çünkü. Sabah kalktığında enerjin %40 ise, yanındakinin %60’ı tamamlıyor seni. Beraber spor yaptığınız kişilerin aynı zamanda sevdiğiniz insanlar olması büyük bir motivasyon kaynağı.

 

Çantasından ayırmadığı bakım ürünleri.

 

Özellikle kırk yaş sonrası kadınların kaslarını güçlendirmelerinin çok önemli olduğunu biliyoruz. Bunun için hangi egzersizleri tavsiye edersin?

Kas ve kemik kütlesi kaybı, yaşlanmanın getirdiği doğal bir gerçek. Bunun farkında olmak ve ona göre egzersiz yapmak oldukça önemli. Otuz yaş sonrası kadınlara önerebileceğim ilk şey ağırlık ve direnç antrenmanları. Zoomers her ne kadar kişiye güç ve kontrol kazandırsa da, ağırlık antrenmanının yerini tutmaz kesinlikle. Bunu özellikle belirtmek isterim. Ben haftada üç kere ağırlık antrenmanı yapıyorum. Zoomers’la hareket ve eklem açıklığımı destekliyorum; dengeyi öğreniyorum; bedenimi tanıyorum; esneklik, güç ve kontrol kazanıyorum. Haftada iki gününü spora ayırmaya karar veren ama bunu nasıl yapacağını bilmeyenlere bir gün ağırlık kaldırmalarını, diğer gün de Zoomers dersi yapmalarını öneririm. Bunların yanına biraz da yürüyüş ekleseler harika olur.

Kendine ayırdığın bir özbakım gününde neler yapmaktan hoşlanırsın?

Özbakım günlerim yok. Her akşam 25-30 dakika süren cilt bakımı seanslarım oluyor. Kendimle kaldığım ve çok sevdiğim bir alışkanlık bu. Çift aşamalı yüz temizliğiyle başlayıp peeling, maske, serum gibi ürünleri değiştirerek kullandığım ve hiç aksatmadığım bir ritüel. Onun dışında fırsat buldukça yorulan kaslarımı rehabilite etmek için manuel terapiye gidiyorum. Bir de senede üç-dört kere Kılıç Ali Paşa Hamamı’na gidiyorum.

Spordan önce ve sonra kullandığın favori bakım ürünlerin neler?

Genellikle sabahları spor yapıyorum. Uyanır uyanmaz yüzümü yıkayıp cildime Medik8 C Vitamini serumu ve Seoul 1988 Snail Mucin esansı uyguluyorum. Kahvemi içtikten sonra güneş koruyucu sürüyorum. Bunu da çift aşamalı yapıyorum: Önce Celimax Dual Barrier SPF50, ardından La Roche Posay Anthelios Uvmune 400 renkli güneş koruyucu.
Spordan sonra her duş öncesi vücuduma kuru fırça yapıyorum. Duştan sonra da kendi hazırladığım susam ve Hint yağı karışımını sürüyorum. Hiç duş jeli kullanmam. Hacı Şakir kalıp sabun en sevdiğim temizlik ürünü.

Sana iyi hissettiren rutinlerin var mı?

Akşamları kulaklığımı takıp Spotify’ın dipsiz kuyusuna dalmak, VersaClimber’ın tepesinde kendimi kaybetmek, evdeki stüdyoma kapanıp Tracy Anderson egzersizleri yapmak, haftalık Zoomers derslerini hazırlamak ve son olarak güzel bir günbatımı yakalarsam bir kadeh şarap içmek rutinlerim arasında.

 

Leyla, Zoomers’ın vücudunu güçlendirirken aynı zamanda mobilitesini arttırmak, hareket kalitesini geliştirmek, denge ve kontrol kazanmak isteyen herkese uygun olduğunu söylüyor.

 

Çantandan ayırmadığın makyaj ürünleri hangileri?

Çantamda hiç makyaj ürünü taşımam ama Glossier Balm Dotcom Mango ve seyahat boyu diş fırçası seti yanımdan ayırmadığım bakım ürünleri.

Favori güzellik ve bakım alışverişi destinasyonların neler?

Sephora’yı çok seviyorum. Aradığım çoğu kozmetik ürününü orada bulabiliyorum. Parfüm konusunda takıntılıyım. Hep aynı parfümleri değişimli olarak kullansam da yeni koku arayışım hiç bitmiyor. En sevdiğim markalar Le Labo ve Heretic. Kullandığım parfümün muhakkak vücut kremini de alıp ikisini bir arada kullanıyorum. COMMUNITÉ de parfüm ve kozmetik seçkisiyle favorilerime yeni eklenenler arasında. Bir de New York’taki C.O. Bigelow en sevdiğim eczanelerden.

 

 

Egzersiz yaparken içinde kendini en iyi hissettiğin aktif giyim markaları hangileri?

Son üç senedir en çok Vuori giyiyorum. Free People ve Lululemon da her zaman çok sevdiğim markalar.

Spordan önce ve sonra en sevdiğin atıştırmalıklar neler?

Spordan önce elektrolit ve kahve dışında bir şey tüketmem. Cardio yapmadan önce ise bir muz, bir kaşık fıstık ezmesiyle beraber yulaf veya bir dilim ekmek yiyerek biraz karbonhidrat takviyesi alıyorum. Bunun enerjimin üzerinde etkisi oluyor.

Spor dünyasında sana en çok ilham veren kişiler kimler?

Uzun yıllardır Tracy Anderson’ın metoduyla kendimi geliştiriyorum. Bugünkü hareket alışkanlıklarım üzerinde en çok onun etkisi var. Tracy Anderson Method’un öğrencisiyim diyebilirim. Zoomers’ın oluşumunda da bu metottan öğrendiklerimin payı var. Bunu asla inkâr edemem.

Nasıl bir beslenme düzenin var?

Çok iştahlıyım. Yemek yemeyi çok seviyorum ve geçiştirilen yemeklerden hiç hoşlanmıyorum. Bu nedenle sağlıklı tarafta kalmak için neredeyse her gün mücadele ediyorum. Genellikle sabahları kahvaltı etmiyorum. İlk öğünümü spordan sonra öğlen yiyorum. Malzemesi bol, yağı az olacak şekilde kocaman salatalar yaparım. Yanında da günün ilk proteinini tüketirim. Çok spor yaptığımdan özellikle protein tüketimimi önemsiyorum. Ama kendime limitler koymak bana göre değil. Keyifli bir akşam yemeğinde şarabımı içerim mesela. Koca bir tabak makarnayı suçluluk hissetmeden yerim. Bu biraz denge meselesi. İnce görünmek uğruna asla kendimi mutsuz etmem. Fit kalabildiğim bir düzen içinde inişli çıkışlı bir sistemim var. Artık zayıf olmak çok kolaylaştı. Ama fit ve atletik bir görüntüye sahip olmak ciddi efor, zaman ve özveri gerektiriyor. Bunu kaybetmemek için tabii ki elimden geleni yapıyorum.

En sevdiğin kusurun nedir?

Sağ kolumu, sırtımın bir kısmını ve göğsümü kaplayan kocaman bir doğum lekem var. Birçok insan bunu büyük bir kusur olarak görebilir ama bana hiçbir zaman öyle gelmedi. Kendimi bildim bileli beni ben yapan başlıca özelliklerimden biri olarak benimsedim. Bana unicorn gibi hissettiriyor.